 |
Türkü Sözleri

Ana Sayfa

A

B

C

Ç

D

E

F

G

H

I

İ

K

L

M

N

O

Ö

P

R

S

T

U

Ü

V

Y

Z
|
Yemen Türküsü
Yıllardır büyük bir zevkle dinlediğimiz Havada Bulut Yok Türküsü üzerinde çok uzun bir
zamandır çirkin bir oyun oynanıyor...Oyun diyorum çünkü Türkünün güftesinde geçen
Muş kelimesinin birkaç uyanık tarafından Huş’a çevrilmeye çalışılmasına başka söyleyecek
bir kelime bulamıyorum.
Bu oyun çirkin bir oyun; çünkü iddia sahipleri ilmî, mantıkî, edebî hiçbir delil ya da
belge veyahut bilgi koymadan bir iki tane bilinçsiz sözün arkasına saklanarak bir
Türkü ile ilgili gerçekleri değiştirmeye çalışıyorlar. Onların bu iddialarını ve neden yanlış
olduğunu aşağıda ilmî metotlar kullanarak açıklayacağım. Ancak, önce bu oyunun neden
oynanmaya çalıştığını tahlil etmeye çalışalım...
1- Soru : Muş’un Huş’la değişimini kim neden istiyor ?
Cevap: Türküyü başka bir ile ya da bölgeye bağlamak isteyip de Türkünün içinde Muş
kelimesi geçtiği için bunu bir türlü başaramayanlar.
2- Soru : Muş’un Huş’la değişimin tarihî veya edebî bir değeri var mıdır ?
Cevap: Kesinle hayır.Çünkü diğer bütün Türküler gibi anonim bir eser olan Havada Bulut
Yok türküsü sadece Türk milletinin değil tüm Türk dünyasının ortak malıdır.
3- Soru : Bu işten zarara uğrayan var mı ?
Cevap: Evet.Öncelikle bu Türküyle ismini duyurabilen zavallı fakir Muş’un bu lüksü elinden
alınmaya çalışılmış ve Türkü ile özdeşleşen Muş bundan zarar görmüştür.
4- Soru : Türküde geçen Muş kelimesinin gerçeği Huş mudur?
Cevap: Kesinlikle hayır. Şimdi size bunu ispat edelim
Derleme Nedir :
Derleme kelimesi özellikle sözlü edebi metinlerin yazıya geçirilmesi işlemi için kullanılır.
Belli bir ilmî metot ve disiplin içinde yapılır.Destan, efsane, masal, mani, bilmece, ninni,
türkü gibi ürünler bilinmeyen bir zamanda ve bilinmeyen bir kişi tarafından söylenir.Daha
sonra ağızdan ağıza yayılarak söylenir ve bu arada kısmen değişir.Ağızdan ağıza söylenişin
devam ettiği bu sürecin bir noktasında eser bir derleyici tarafından tespit edilir ve
kaydedilir.Eserin yazıya geçirildiği bu ilk metin eserin orijinal metni kabul edilir.Bazen
eserler farklı derleyiciler tarafından,farklı bölgelerde değişik metinler halinde tespit
edilebilir.Her metin ayrı ayrı değerlendirilir ve eser üzerinde yapılan çalışmalar tüm bu
metinler incelenerek yapılır.Aralarındaki dil ve anlatım farklılıkları genelde eserin tespit
edildiği yer,zaman ve esere kaynak olan kişinin sosyal ve kültürel yapısına bağlıdır.
Derleme nasıl yapılır :
Derleme yapılacak bölgede öncelikle güvenilir kaynak kişi tespit edilir.Bu genellikle işin
en önemli kısmıdır.Çünkü,kaynak kişinin kültürel anlamda yozlaşmamış,dejenere olmamış
ve yörenin söyleyiş özelliklerine sahip biri olmasına dikkat edilir.Bu yüzden kaynak kişi
olarak genellikle yaşlı kadınlar tercih edilir.Çünkü,onlar yabancı kültürlerle erkeklere oranla
daha az ilişki içerisindedirler.Kaynak kişi tespitinden sonra eldeki imkânlar ölçüsünde en iyi
şartlar altıda kayıt yapabilmek için gerekli malzeme temin edilir.Kaynak kişinin anlatımı
için uygun ortam yaratılarak,kesinlikle hiçbir müdahale yapılmadan anlatması yada
okuması sağlanır.Sonra da imkânı varsa kayıt kaynak kişiye dinletilir.Materyalin ne için ve
nasıl kullanılacağı açık bir şekilde anlatılıp onayı alındıktan sonra kaynak kişinin adı
kullanılarak herhangi bir eserde kullanılabilir.
Havada Bulut Yok Türküsü Nasıl Derlendi :
Öncelikle şunu söylemeliyim ki bu Türkü yukarıda anlattığım ilmî ölçülere tamamen sadık
kalınarak derlenmiştir.
İlki 1944 yılında Muzaffer Sarısözen başkanlığında Bedii Yönetken
ve teknisyen Rıza Yetişken’den kurulu bir ekip tarafından Muş’ta yapılan derleme
çalışmasında yörede düğünlerde def çalan ve düğünü yöneten Duriye Keskin İsimli bir
kadın kaynak kişi olarak dinlenmiş,Türkü bir plâğa kaydedildikten sonra kendisine
dinletilmiş ve onayı alındıktan sonra türkünün notası çıkarılmış ve TRT repertuarına 341
numarayla alınmıştır.Alınan metin şudur:
HAVADA BULUT YOK
Havada bulut yok bu ne dumandır
Mehlede ölüm yok bu ne şivandır
 Bu yemen elleri ne de yamandır
Ano Yemen’dir gülü çemendir
Giden gelmiyor acep nedendir ?
Burası Muş’tur, yolu yokuştur
Giden gelmiyor acep ne iştir ?
Kışlanın önünde çalınır sazlar
Ayağım yalnayak yüreğim sızlar
Yemene gidene ağlasın kızlar
Ano Yemen’dir gülü çemendir
Giden gelmiyor acep nedendir ?
Burası Muş’tur, yolu yokuştur
Giden gelmiyor acep ne iştir ?
Kışlanın önünde redif sesi var
Açın çantasını bakın nesi var
Bir çift potin ile bir de fesi var
Ano Yemen’dir gülü çemendir
Giden gelmiyor acep nedendir ?
Burası Muş’tur, yolu yokuştur
Giden gelmiyor acep ne iştir ?
Ayrıca,1961 yılında Mustafa Geceyatmaz,Fikret Otyam ve Teknisyen Mücahit Küçükbaran
dan oluşan ikinci bir grupta derleme çalışması yapmıştır.Bu iki grup ve daha sonra gelen
başka gruplar;Muş Ovası,Güllü Hamam,Kalenin Bedenleri,Değirmenin Bendine,Dağlarda
Meşelerde,Evleri Var Hane Hane,Muş’un Etrafında Atlı Gezerem,Kınayı Getir Ane,Oy Nayim
Nayim,Atım Atım Kır Atım,Garşıda Gıza Gurban,Şirazdır yar Şirazdır gibi türküleri derlemişler
ve TRT repertuarına katmışlardır.
Bu türkülerden de Kınayı Getir Anayı İzzet Altınmeşe el çabukluğu marifet diyerek
Diyarbakır türküsü haline sokarken Güllü Hamam da bir an da Urfa türküsü oluverdi.
Eminim bunda Mehmet Özbek’in tıpkı Muş’u Huş ederken yürüttüğü gibi derin ilmi (!)
çalışmalarının büyük katkısı olmuştur.
Hatta zaman zaman Muş’un kurtuluşuna denk gelen günlerde bu Türküler TRT sanatçıları
tarafından seslendirilip Muş Türküleri adı altında yayınlanırdı.
Yukarıdaki derleme öyküsünün ardından gelelim türkünün edebi incelemesine...
Öncelikle eserin anonim olduğunu hatırlayalım.Anonim eser şu özellikleri taşır:
Yazarı belli değildir.
Yazıldığı zaman belli değildir.
Eser farklı yörelerde farklı kelimelerle söylenebilir.
Anonim eserler Türk milletinin ortak malıdır.Ancak,derlendikleri bölgenin adıyla anılırlar.
Örn: Muş Yöresinden derlenen bir Türkü gibi.
Anonim eserlerin sözlerinde ve bestesinde değişiklik yapma hakkı kimsede yoktur.Çünkü
bu eserlerin sahibi Türk milletidir.
Bu bilgilerin ışığında hareket ettiğimiz zaman Türkünün orijinal halinin zaman zaman
sanatçılar tarafından değiştirilmiş olduğunu ve ortada farklı metinlerin olduğu görülüyor.
Mesela Prof Dr.Şükrü Elçin’in 1986 tarihinde basılan Halk Edebiyatına Giriş adlı eserinde
Türkü şu şekliyle yayınlamış :
HAVADA BULUT YOK
Havada bulut yok bu ne dumandır
Mehlede ölen yok bu ne figandır
Adı Yemendir gülü çemendir
Giden gelmiyor acep nedendir ?
Burası Muş’tur, yolu yokuştur
Giden gelmiyor acep nedendir?
Kışlanın önünde redif sesi var
Bakın çantasında acep nesi var
Bir çift kunduruyla bir de fesi var
Adı Yemen’dir gülü çemendir
Giden gelmiyor acep nedendir ?
Burası Muş’tur, yolu yokuştur
Giden gelmiyor acep nedendir?
Sayın Şükrü Elçin’in şiirin orijinal metninden bir mısrayı atladığını görüyoruz.Bu da "Bu
Yemen elleri ne de yamandır" mısrasıdır.Bunu atlayınca şiirin ilk dörtlükten sonra şekil
bakımından bozulduğunu görüyoruz.Orijinal metinde şiirin üçlüklerden sonra nakaratlardan
oluştuğu görülüyor:
___________
___________
___________
Nakarat
Nakarat
Nakarat
Nakarat
Oysa Şükrü Elçin’in ilk bölüm dörtlük ikinci bölüm ise üçlükle yapılmış bunun sebebi
şiirden çıkarılan bir mısradır.Ayrıca Şükrü Elçin’in eserinde orijinal metinde bulunan bir
bölümde alınmamıştır.Şiirin Ölçüsü üçlükler 11’li hece ölçüsü 6+5 duraklıdır.Nakarat
kısımları ise 10’lu hece ölçüsü ve 5+5 duraklıdır.Kafiye bakımından incelendiğinde de
Şükrü Elçin’in metninde nakarat kısmında yanlışlık olduğu ortadadır.
Burası Muş’tur yolu yokuştur
Giden gelmiyor acep nedendir
Mısralarında yokuştur ile nedendir arasında hiçbir kafiye yoktur.
Oysa,orijinal metindeki,Burası Muş’tur,yolu yokuştur.Giden gelmiyor acep ne iştir?
mısralarında yokuş ve iş kelimeleri arasında iş ve uş arasında tam kafiye vardır ayrıca
anlam ve ahenk açısından daha uyumludur.Prof.Şükrü Elçin’in metni yine de doğruya en
yakın metinler arasında gösterilebilir.Gerçek bir ilim adamı olan sayın Şükrü Elçin türküyü
bu şekilde tespit ederek yayınlamıştır.
Oysa,bilhassa İnternet üzerinde yaptığım taramalarda öyle çok yanlışlıklarla karşılaştım
ki çoğu inanılmazdı.Üstelik bir tanesi Kaynak kişinin adını ve repertuar numarasını ve
türkünün hemen hemen orijinal metnini vermiş ancak nasıl olmuşsa bütün Muş’lar Huş’a
dönüşmüş.Doğrusu TRT repertuarında bu değişikliğin yapıldığına ilmen inanamam.
Bu düpedüz sahtekârlık olur...
Devamı için Tıklayın
Katkılarından dolayı teşekkürler M.Murat GÜVEN
|